19 Ocak 2010 Salı

Katili Tanıyoruz, Adalet İstiyoruz!!


3 sene önce bugün ne yapıyordum, neyle uğraşıyordum hatırlamıyorum. Ankara'da final telaşları muhtemelen.

Bir cinayet duydum sonra.. Ekranlardan gördüm.. Yerde öylesine yatan bir ceset..

Türkiye'de yaşıyorsanız faili meçhul cinayetlere alışıksınızdır zaten. Önce bir şaşkınlık, sonra hafiften bir üzüntü kaplayıverir yüreğinizi.. Akabinde ise öfke çoğalır dağ gibi. Üzüntü, hüzün, hazan ve öfke.. ortaya karışık titretir sizi..

Hrant'ın ölümü de öyleydi benim için. Ölümünden önce pek okuduğumu söyleyemem, bu soysuz cinayete kurban gitmesinden sonra yazılarını okuyup, yaptıklarını araştırma imkanım oldu.

Her kafadan bir ses çıktı rahmetlinin ölümünden sonra. Türlü türlü suçlamalar, karalamalar.. Haysiyetsiz bir cinayeti aklama çalışmaları çıktı karşımıza, önce Hrant'ın "Ermeni Dölü" olduğu üzerinden ırkçı ve milliyetçi salyalarını akıttılar; daha akan kanı sıcakken Hrant'ın..

Vicdan bunu kabul etmedi elbette, hayatın herhangi bir anında yanınızdan geçebilecek biri kalkıyordu, güvencin ürkekliğinde ama gururlu bir adamı sırtından vuruyordu. O kadar hayatın içindeydi ki bu kalleşliği yapan insan; yok yok, çocuk... Kırmızı ışıkta beraber bekliyordunuz mesela, hemen arkanızda beyaz beresini çekiyordu başı üşümesin diye, minibüste ayaktayken paranızı uzatıyordunuz, şöförden gelen para üstünü geri uzatıyordu size.. Yürürken karşınızdan gelen kızı kesiyordu belki önünüzde, ya da bağıra çağıra muhabbet ediyordu az ileride kendisi gibi beyaz bereli kardeşleriyle birlikte.

Sonradan anladık ki durum daha vahimmiş bizim tahmin ettiğimizden..

Irkçılardan ve milliyetçilerden nefret etmemde büyük etkisi vardır Hrant'ın 19 Ocak'ta katledilişinin..



..
Yakalandı beyaz bereli çocuk, yaptığının şoku içerisinde.. Ama onu doldurdukları, hala üzerinde etkisi olan mağrur(!) gururu da taşıyarak. İki kolundan tuttuklarını gördük beyaz bereli çocuğu DEVLETİN güvenlik güçlerinin!! Arkalarına da kan kırmızı bayrağı alıp fotoğraf çektiriyorlardı, yedikleri boktan gurur duyarcasına!!

İlk değil, son da olmadı tabi bu arka çıkma travmaları.. Abileri çıktı beyaz bereli piç kurusunun, sonra o yavşakların da Abileri çıktı ortaya.. Sonra ortaya çıkmalar duruldu, Tanrılar/(Devlet?) kurbana doymuştu. Hem daha büyük lokmalar hazımsızlık yaratırdı..

Büyük lokmalar dile geldiler, konuşmaya başladılar sonra, Emniyet Genel Müdürleri, Valiler, ve bilumum kalbur üstü diğer şerefsizler..

Okudum, araştırdım, gördüm, duydum.. Bunları yaptıkça daha çok nefretim arttı, öğrendikçe arttı, bildikçe arttı. Vicdan elverir mi, elvermedi tabi..



"Bir kaldırım ortasında yatan, yarasından onların yalanlarının sızdığı" Hrant için İstanbul'u işgal etti Vicdan.

O gün, delik ayakkabısıyla kaldırımda yatan adamı öldürdüklerini gördüm.. Bir bebekten bir katil yaratabildiklerini gördüm..

Hala görüyorum da o nefreti, hayatın her alanında, orada, şurada, burada.. Gizliden gizliye insanlar destekliyorlardı o tahammülsüzlüğü.. Bir Ermeni ölmüştü, noolucaktı ki? Azınlıktan biriydi ne de olsa, azınlık demek onların hayatlarında tehlike(!) demekti.

O gün ben KENDİLERİNDEN OLMAYANLARI ORTADAN KALDIRMAYA ÇALIŞAN ORGANİZE GÜÇLERİ gördüm. O GÜÇLERİN ARKASINDA DA BİRİLERİNİN OLDUĞUNU gördüm.



Toplumsal duyarlılığı arttırmak amacıyla Demokratik Kitle Örgütleri ile 19 Ocak Salı günü Saat 19.00′da Taksim Meydan’ından Galatasaray Lisesi önüne kadar meşaleli bir yürüyüş düzenlenecektir.

Duyarlı herkesi ”Bir Bebekten Katil Yaratan Karanlıklara Karşı” 19 Ocak Salı günü saat 14.30′da Agos önüne, saat 19.00′da ise Taksim Meydanına bekliyoruz…


http://www.hranticinadaleticin.com
http://www.hrantdink.biz/
http://www.19ocak.org/