27 Aralık 2009 Pazar

afo-R-izmalar 1



...
İyi bir kitabı okumanın vereceği hazzın,
iyi bir kadınla sevişmenin vereceği hazdan daha iyi
olduğunu savunacak kadar densiz değilim,
ama izin verirseniz: en iyisi kadını okumak, kitapla
sevişmek ve ikisini birbiriyle karıştırmamaktır.

...

Information Overload

An average day online is basically information overload

An average day online is basically information overload

12 Aralık 2009 Cumartesi

Software Requirements, Kierkegaard ve Modernizmin Çöküşü

YAZILIM MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ:
ignorance is bliss

Giriş.. Project,
Software development,
COTS (Commercial off-the-shelf),
Open Source..

  Problems create the down-growing triangle of:
        Needs
    Features
Requirements

Gelişme.. Brian Arthur ,
Diminishing Returns "..azalıyordu durmadan..",
Six Sigma (BS),
QFD -> interesting..

WHY



Soluklan.. Russell Ackoff.
Systems through purposes, "-" means `do not possess purpose`, "+" means the opposite:
PartsWhole
--Mechanic
-+Animistic
++Social
+-Ecological


features.. Priority, Effort, Risk.. 3 syndromes of elicitation:
"Yes, but" syndrome
"Undiscovered Requirements" syndrome
"User and the Developer" syndrome

Sıkı Dur!!.. Dreyfus Model: "Dediğim gibi yap, yaptığımı yapma" syndrome..
Jared Diamond and Guns, Germs and Steel..

"..History followed different courses for different peoples because of differences among peoples' environments, not because of biological differences among peoples themselves.

Far more Native Americans and other non-European peoples were killed by Eurasian germs than by Eurasian guns and steel weapons.."


Sistem Dinamiği,
Oyun Teorisi a.k.a. Game Theory(from Stanford Encyclopedia of Philosophy),
SEÇİNİZ!! Borda Count, Kenneth Arrow and his Impossibility Theorem :

In short, no "fair" voting system can satisfy these three criteria:
* If every voter prefers X over Y, then the group prefers X over Y.
* If every voter prefers X over Y, then adding Z to the slate won't change the group's preference of X over Y.
* There is no dictator.


Never underestimate nor overestimate the power of Pareto Principle (also known as the 20-80 theorem..)

Caution: Strategy-proof voting does not exist!!..

----
Kenara sıkıştır; Joint Application Design..

Atlama; Nash equilibrium..



Bitiyor, az kaldı..
It's all about Expectation Management, my friend.

Change Mgmt:
      -> analysis
      -> SRS
      -> Contract
UNDER CONTROL??

SW -/-> ASSET but ASSET --> SERVICE

RFP (request for peace?),
ROI a.k.a. rate of return..

Positivism, Nereye Kadar??,
Postmodernism,
Critical Reality..

Glossary : The Brothers Karamazov,
Kierkegaard'ın nişanlısı,
existentialism..
Gödel's incompleteness theorems..

Modernizmin Çöküşü (=> ? <=) ?2. Dünya Savaşı?
Neo-Platonism

Biterken, Oğuz Atay'dan:
"..Önce kelime vardı..

****----**--*-====-*-====-*--**----****
Yazılımlar fena halde hayatla ilgilidirler ;)

4 Aralık 2009 Cuma

Dalyan Deltası..


  Son zamanlarda seyrettiğim istisnasız en güzel konserdi Jehan Barbur'un 3 Kasım'daki Jazz-Stop Konseri.. Saat 1'e doğru Beyoğlu Jazz Stop'tan ayrılırken yüzümde bir gülümseme, bu gülümsemeden mütevellit yanakların şişmesi, akabinde gözlerin çizgi haline gelmesi, ama dışarı yansıyan sevinç pırıltıları.. Mental doygunluğun bünyeye yansıması bir nevi..



  Özellikle son bir haftadır kelimenin gerçek anlamıyla "manyaklar gibi" dinlediğim sevgili Jehan Barbur'u canlı seyretme olanağı yakaladım, beklediğimin fazlasıyla karşılaştım, o yüzden gecenin köründe yatmadan önce bu yazıyı yazıyorum :)

  JazzStop'a hep gidicem gidicem diyordum, bir türlü denk gelememiştim; bu konsere kısmetmiş. 2 Aralık'ta da Birsen Tezer konseri vardı, ona gitme planlarımız suya düşünce Jehan Barbur'u kaçırmayalım dedik. Ofisten arkadaşlarla 10 gibi girdik bara. Biralarımızı yudumlarken hafiften salon doldu ve 22.30'a doğru Jehan ve müzisyenler sahneye gelmeye başladılar.




  Siyah askılı bir elbisesiyle kuğu gibi süzüldü sahneye doğru sevgili Jehan Barbur.. :) Sesindeki zarafeti dışarı da yansıttığı her halinden belli; suratından hiç eksilmeyen gülümsemesi, ağzını açıp tek kelime şarkı söylemese bile sizi mest edecek cinsten.. =) Ama güzelim şarkıların da hakkını yemeyelim tabi ki..

Line-Up şu şekildeydi:

  Gitarda Berkant Çelen
  Basta Berker Şahin
  Davulda Emre Günaydın
  Piyanoda Adem Gülşen

  Açılış parçası Uyan. Albümdeki ilk parça aynı zamanda. Tabi konsere gelmeden önce defalarca Jehan Barbur parçaları dinleyince Uyan biraz "biraları yudumlarken konser havasına hafiften girelim" parçası oluyor, yoksa güzel parçadır, ama her zaman değil :p

  Ardından kendi parçaları, biraz Ortaçgil, bazı bazı yabancı caz örnekleri, bazen de Ezginin Günlüğü'nden bir parça gecenize renk katıyor.

  Eleştirilerime gelirsek... :) Albümü filan dinlemeyin bence, direk gidin konsere.. Jehan Barbur'un konser performansı kesinlikle albümün üzerinde, bu da jazz sanatçısı olduğunu kanıtlayan bir aspect bence. Kişisel fikrim, sevdiği parçaları daha güzel söylüyor sevgili Jehan :) Sevdiği derken, kendinde yeri ayrı olan parçaları (ki , sanırım Neden'di, parçaya girerken bunu da vurguluyor.)

  Ezginin günlüğünden Teninle Konuşmak gayet güzel bir seçimdi bence, ki bu parçanın hakkını vererek söylediğine şahit olmak da ayrı bir keyif verdi. Yine kişisel bir fikrim, Jehan Barbur'a daha çok Ezginin Günlüğü parçası gidebilir, yakışıyordu çünkü :)

...senin tenin sıcak
benim içimde bir kedi
yumdu gözlerini: ''işte aşk '' dedi...


  Parça aralarında "Yahu ufacık kadın, nasıl çıkıyor bu sesler bu hatundan" diye merak ederken Jehan Barbur'un vücudunun yarısının akciğerden oluştuğuna kanaat getirdik :D Sonra bu fikri içtiği rakıyla da destekleyince üzerine daha düşünmeye gerek kalmadı =)


O güzelim şarkıları söylemek için sadece nefes yetmez tabi ki de.. :)


  Önceki konserlere katılmış arkadaşların yalancısıyım, playlist'in değişmezlerinden Bülent Ortaçgil parçası Normal tam Bulutsuzluk Özlemi yorumuyla olmuştu.. Yine de "..yoksa ben miyim anormal.." diye bağırmamıza engel değildi :)

  Konserin sonları ise oldukça vurucuydu.. Geç Kalmış Şerminin Yeri, Dalyan Deltası, Gidersen derken neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz, "aa konser mi bitti yav, nası yani" derken montlarınızı giymeye başlıyorsunuz ya da montlarını giyip konserden çıkan insanları seyrediyorsunuz :)

  Line-Up'tan bahsedeyim biraz da.. Emre Tankal'ın olmaması bizde biraz hayal kırıklığı yarattıysa da acaba Berkant Çelen'le nasıl olacak diyip konserin yolunu tutmuştuk zaten. :) Benim izlediğim ilk Jehan Barbur konseriydi, o yüzden ayrıntılı yorum yapamıyorum; ama daha önceki konserlere gelmiş olan arkadaşlar Emre Tankal'ın daha iyi çaldığını söylüyorlardı. ama Berkant Çelen de "günü kurtardı" diyebiliriz, kötü değildi kesinlikle.

  Bas ve bateriyi geçip (güzeldiler yani, eleştirilecek bir yanları yoktu :) ), piyano'dan, Adem Gülşen'den bahsetmek istiyorum. Gerçekten bazı soloları öyle güzel yakaladı ki, dinlemek ayrı bir zevk verdi.. Jehan'ın sesinden sonra en çok etkilendiğim şey piyano sololarıydı diyebilirim.

  Konserin ardından Güvenç Dağüstün sahne almış, biz evin yolunu tutmaya karar verdik, ama netice ortada, saat 4.30, bir buçuk saat sonra kalkacak olan ben.. :) Ama inatla yazmaya devam ediyorum, bitti bitecek, az kaldı; bitti :)

  Son söz; sevgili Jehan Barbur ve grubuna bu güzel konser için teşekkürler!!.. Zevkle gideceğim konserlerden biri olmuş durumda Jehan Barbur'un konserleri benim gözümde.. Şimdilik aklıma gelenler bunlar, atladığım bir şey varsa yorumlara eklerim artık, sürç-i lisan ettiysek de affola.. :) Yorumlarınızla güzelleştirirseniz de sevinirim efenim bu yazıyı ;)

  Konserden ayrılırken başımıza gelen gecenin legen..wait for it..dary moment'ı ise şuydu bizim için :
X - Abi lavabo ne taraftaydı
Y - Arkada, bak Kürşat Başar'ı geçince, sağda..


:D